ANA SAYFA     FORUM     ORMAN     BİZLER     PROTESTO


Tuncay Neyisçi, Prof. Dr.

Akdeniz Üniversitesi
Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi
Tel: 0242 227 53 60, 310 20 91 Faks: 227 88 89
Antalya

Akdeniz Üniversity
Center For Ecological Studies
Tel: 0090242 227 53 60, 310 20 91 Fax: 227 88 89
Antalya / TÜRKİYE




MANAVGAT SİDE-SORGUN ORMANLARININ, TARİHİ, BİLİMSEL, EKOLOJİK VE SOSYOLOJİK DEĞERİ ÜZERİNE GÖRÜŞLER

Hazırlayanlar:
TEMA Vakfı Adına;
Prof. Dr. Tuncay Neyişçi
Fikret Koçak
Gürel Şirin



Side-Sorgun Kumul ve Ormanları

Dünya genelinde kumullar dünya yüzeyinin yaklaşık %7'lik bir bölümünü kaplamaktadır. Ülkemizde ise kıyı kumulları yaklaşık 30-35 bin hektarlık bir alan kaplamaktadır. Genelde tüm kıyı ekosistemleri ve özelde de kıyı kumulları, giderek artan turizm ve kentleşme baskısı sonucu, önemli ölçüde tahrip edilmişlerdir.

Side-Sorgun kumul ve ormanları Manavgat Çayının getirdiği malzemenin dalga ve rüzgar etkisinde kıyı boyunca yığılması sonucu oluşmuş özel bir ekosistemdir. Önceleri bir yandan rüzgar yönünde ileriye doğru ve diğer yandan da kıyıdan iç kısımlara doğru belirli bir hızda hareket eden kumul daha sonraları, en yaşlı kısımlarından başlayarak bitki örtüsüyle kaplanmaya başlanmasının bir sonucu olarak durağanlaşır. Bu aşamada kıyıdan içeri doğru olan yatay hareketin yerini bitkiler tarafından tutulan kumlar nedeniyle dikey bir yükselme alır. Zaman içinde yükselen bu kum seddinin üzerinde yaşlı orman ağaçları büyümeye başlar. Bu nedenle, Manavgat Çayının Akdeniz’le buluştuğu noktadan başlayan ve set yüksekliği kıyıdan 100-150 m içeride 15-20 metreyi bulan Side-Sorgun kumulu, orman ağaçlarıyla (kızılçam, fıstıkçamı) kaplı durağan bir kumuldur.

Durağan ve üzerinde anıt boyutuna ulaşmış yaşlı kızılçam ve fıstıkçamı ağaçlarından oluşan sık bir orman bulunduran Side-Sorgun kumulu, teknik olarak bir kum ormanıdır ve öyle tanımlanmalıdır. Üikemizde 1955 yılında kumullarla ilgili ilk bilimsel çalışmaları başlatmış olan Antalyalı orman mühendisi araştırmacı Lütfi Büyükyıldırım bu tür ormanların, ne uzak ve ne de yakın geçmişte (100-200 yıl öncesi), insanlar tarafından kurulmuş olmasına ihtimal vermediği gibi, o dönemlerde böyle çetin ve masraflı bir ağaçlandırma işine girişilmesini de gereksiz görmektedir. Ona göre kum ormanlarının binlerce yıl sürmüş uzun tarihi devirlerde, tabii faktörlerle oluşmuş olabileceklerini düşünmek en doğrusudur. Side antik kentinde gerçekleştirilen kazılardan elde edilen bulgular kentin 2700 yıl önce kurulmuş olduğunu ortaya koymaktadır. Bu yaş, bir anlamda Side-Sorgun kum ormanlarının yaşının alt sınırını da belirler. Deniz kıyısına paralel olarak uzanan kum seddinin yüksekliği (15-20 m) de bu yaşın tahmininde güvenilir bir ölçü olarak kullanılabilir. Bu bakımdan Sorgun kum ormanının, yüzlerce bin yılla ifade edilebilecek, oldukça yaşlı bir oluşum olduğu tahmini yapılabilir. Ama her halükarda Side-Sorgun kumulları ve ormanlarının, yaklaşık olarak, Manavgat Çayı ile aynı yaşta olduklarından kuşku yoktur.

Tarihsel Önem:

Uzmanların MÖ 7. yüzyılda kurulduğunu belirttiği Side antik kentinin bugün bir bölümünün kumlar altında kalmış olması, kentin bir kumul üzerine kurulmuş olamayacağının kesin kanıtıdır. O dönemde bile insanların bu tür bir stratejik hata yapmaları beklenemez. Kent, Ege Bölgesinde Kyme adında bir kentten gelen göçmenler tarafından, savunmaya uygunluğu dikkate alınarak dar boyunlu bir yarım ada üzerinde, kızılçam ve fıstıkçamı ağaçlarından oluşan ormanın kesilmesiyle kazanılan alan üzerine kurulmuş olmalı. Bu ormanların bugüne ulaşan kalıntıları, bir anlamda şahitleri, içinde anıt boyutlarına ulaşmış yaşlı çam ağaçlarıyla, kentin doğusundaki Sorgun kum ormanlarıdır. Kent ile Sorgun kum ormanları arasındaki yaklaşık 2 km. uzunluğundaki çıplak kumul, orman tahribinin kentin kurulmasından sonra da devam etmiş olduğunu belgelemektedir. Lütfü Büyükyıldırım, bu kumulda dağınık vaziyette birkaç kızılçam ve fıstıkçamı fertlerini gördüğünden, köylülerin kum altında kalmış çam kök ve kütüklerinden çıra çıkarttıklarını duyduğundan söz etmektedir.

Bir zamanlar köle ticaretiyle de ünlenen Sideliler tarafından orman esaretinden kurtarılan kumlar Akdeniz’in dalgaları yardımıyla batıya doğru kaçmaya başlamışlar ve Side’nin can damarı olan limanına sığınıp, doldurarak Sidelileri başına bela olmuşlardır. Doğu kıyısındaki orman tahribatı artıp özgürlüğüne kavuşan kum miktarı arttıkça Side limanının kumlarla işgali sıklaşmış ve Sidelilerin bıktırıcı bu işgalleri geri püskürtme çabaları antik literatüre, çetin işleri tanımlamada kullanılan “Side limanını temiz tutmak denli güç” deyimini armağan etmiştir. Ünlü Roma İmparatoru Hadrian’nın da bu güç ve baş edilemez işe soyunduğu ve Side limanını kumlardan temizlettiği tarihin kayıt defterine düşülmüştür. Aynı özgür kumlar, bu kez rüzgarın önünde kuzeye doğru kaçmaya çalışarak yolları üzerindeki Sidelilere ait tarım alanlarını yutmaya başlamıştır.

Kendinden çok yaşlı ormandan açılan alana kurulmuş bir kültürel yapıyı, Side antik kentini özel koruma altına alan ancak o kente analık etmiş ve binlerce yıl yaşam vermiş doğal bir değer olan ormanı her türlü tahribe açık bırakan, hatta teşvik eden zihniyeti anlamak, anlayabilmek olası mı?

Bilimsel Önem:

Side-Sorgun kumulları ülkemizde kumullarla ilgili ilk bilimsel çalışmalara sahne olmuştur. Yukarıda da belirtildiği gibi, Antalyalı orman mühendisi Lütfi Büyükyıldırım 1955 yılında, ülkemizin ilk kumul ağaçlandırma çalışmalarını, Side-Sorgun eskibesinde (kumulunda), deneme mahiyetinde ağaçlandırma çalışmaları olarak başlatmış ve bulgularını 1961 yılında yayınlamıştır. Daha sonra, İ. Ü. Orman Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. İbrahim Atay, alan çalışmaları 1959 yılında başlatılan “Türkiye’de Sahil Kumullarının Tespiti ve Ağaçlandırılması Üzerine Araştırmalar.” adlı doktora çalışmasının deneme alanlarının bir bölümünü Side-Sorgun kumullarında gerçekleştirmiştir.

Bu öncü çalışmalar, Türkiye kıyılarındaki tüm kumul alanlarında yoğun araştırma ve buna bağlı olarak uygulama çalışmalarının başlatılmasını tetikleyerek önemli bir işlevi yerine getirmiştir. Bilim tarihi açışından önemli olan bu çalışmaların bugün için yaşları yarım yüzyıla ulaşmış deneme alanlarının kalıntıları bu alanda, kaderine terkedilmiş olarak durmaktadır. Bir turistik ürün olarak da değerlendirilebilecek bu kıyı kumulları, kum ormanları, bunlar içindeki bilimsel çalışmaların izleri, kitle turizmi adına Belekte, Lara’da, Demre’de, Ovagelemiş’te, vb. ortadan kaldırılmıştır. Side-Sorgun’da da ikinci bölümün sahneye konulma çalışmaları başlamış gibi görünmektedir.

Ekolojik Önem:

Kıyı kumulları, tıpkı beslenme baskısıyla ciddi tehditler altında kalmış ve kalmakta olan sulak alan ekosistemleri gibi, turizm baskısıyla benzer sorunlarla karşı karşıya kalmış ekosistemlerdir.

Prof. Dr. İbrahim Atay 1972 yılında yayınladığı “Kumulların Tespiti ve Ağaçlandırılması Tekniği” adlı eserinde, “Sabit (pasif) bir kumulun, hareket eden (aktif) bir kumul haline dönüşmesi zor ve nadir bir iş değildir. bu dönüşüm, gerek tabii afetlerle gerekse insanların dikkatsizliği sebebiyle vejetasyonun tahribi neticesinde kolaylıkla vukua gelebilmektedir. Bu konuda düşünülebilecek en sakıncalı ve neticesi itibariyle en büyük ekonomik kayba sebep olabilecek hal kumul üzerinde yerleşmiş mevcut bir ormanın şu veya bu sebeple tahrip edilmesi, yok edilmesidir. Bir kumulun sabit hale getirilmesinde ormanlaştırma (ağaçlandırma) en radikal bir şekil olarak en son safhayı teşkil etmekte ve çeşitli ıslah kademelerinden sonra, büyük emek ve masraflarla kazanılmış çok kıymetli bir varlık olmaktadır. Böyle bir ormanın koruyucu vasfına her şeyin üstünde bir kıymet atfetmek yerinde olur” diyerek sanki olacakları tahmin etmiş gibi, o günden bugüne bir gönderme yapmaktadır.

Side ile sorgun ormanı arasındaki çıplak kumul ile Sorgun kum ormanı birbirinden farklı iki ekosistemi temsil ederler ve bu nedenle de boyuna kesitleri farklılık gösterir. Çıplak kumulda kum deniz kıyısından başlayarak içerilere kadar (700-800 m) hafif bir meyille yayılır ve dik bir meyille son bulur. Buna karşılık, kum ormanında denizden gelen kum bitkiler ve ağaçlar tarafından tutulduğundan kıyıya paralel ve giderek yükselen bir set oluşur. Kum ormanının altında setten geriye doğru uzanan (200-300 m) kısımda kum oranı giderek azalırken, humus ve toprak miktarı artmaya başlar. Hafif dalgalı ya da düz olarak biten kum ormanının gerisindeki tarım alanları kum istilasından korunmuşlardır. Kum ormanlarının derinliği (kıyıdan uzaklığı), çıplak kumulların derinliğine oranla daha azdır.

Yukarıda da değinildiği gibi, ekolojik olarak çıplak kumul Side kentinin kuruluşu ve sonrasındaki kum ormanı tahribinin neden olduğu bir bozulma (degredasyon) aşamasını, kum ormanı yüz binlerce yıldır sürmekte olan ardıllaşma (süksesyon) aşamalarından, bugün için, sonuncusunu ve ikisi arasındaki alanlarda gerçekleştirilen bilimsel çalışma alanları da rehabilitasyon aşamalarını temsil etmektedir.

Tartışma konusu olan Side-Sorgun kum ormanı, 1980-90’lı yıllarda sahilde gerçekleştirilmiş olan ve toplam yatak kapasitesi 15 binin üzerine çıkmış bulunan turistik tesisler dışında, bu sistemin en iyi korunmuş bölümüdür. Bu orman Belek kum ormanından çok Lara kum ormanına benzemektedir. Yaşlı (120-150) kızılçam ve daha genç fıstık çamlarının oluşturduğu bu orman tuzlu su ve kum taşıyan rüzgarlar ile besin maddesi bakımından fakir kumul ortamının etkisi altında oluşmuş, son derecede ilginç ve ender bulunur formdaki ağaçlardan oluşmuştur. Pek çoğu anıt ağaç olarak tanımlanabilecek ölçü ve niteliklere ulaşmış bulunan bu ağaçların kesilmesi durumunda, değişen çevre koşulları nedeniyle (kıyıda inşa edilmiş turistik tesisler, vb.), aynı ilginç formdaki ağaçları yeniden yetiştirebilmek kesinlikle mümkün değildir. Bu alanda gerçekleştirilmesi planlanan golf alanının, bu özgün ve yenilenmesi olanaksız ağaçların kesilmesi dışında, yüz binlerce yılda oluşmuş yaklaşık 20 m yükseklikteki seddin de tahrip edilmesine ve böylece de bu ender ekosistemin tümüyle yitirilmesine yol açabilecektir. Formları benzemese de kesilen ağaçları yerine yenilerinin dikilmesi, bu dikilen fidanların Side-Sorgun kum ormanına benzer bir görünüm almaları yaklaşık 50-100 yıllık zamanı gerektirir. Ancak tahrip edilecek seddin geri kazanımı teorik olarak mümkün değildir. Kum, rüzgar, tuz, bitki, ağaç, vb. çok farklı bileşenin ortak ürünü olan, sahildeki kuma akraba ancak ondan başka bir şey, içerideki tarım alanlarını andırır ancak onlardan da farlı böyle bir seddin yeniden oluşumu için on binlerce, belki de yüz binlerce yıl beklemek gerekebilir.

Side-Sorgun kum ormanı, tıpkı komşusu Side antik kenti gibi, yüz binlerce yılın toplamı özgün bir değerdir. Nasıl ki Side antik kenti bölgeye turist çeken vazgeçilmesi mümkün olmayan ve bu nedenle mutlaka korunması gereken bir kültürel değer olarak kabul ediliyorsa, benzer özgünlüğe sahip bir doğal değer olan Side-Sorgun kum ormanları da öyle anlaşılmalı ve kabul edilmelidir.

Sosyal Önem:

Side-Sorgun kum ormanları, gerek yerel halkın ve gerekse ülkemizi ziyaret eden turistlerin, kayda değer hiç bir yatırım yapılmamış (bir çeşme ve gidip gelen motorlu taşıtların inşa ettiği yollar dışında) olmasına karşın çok yoğun olarak kullanılan bir rekreasyon ve kültürel etkileşim alanıdır. Turizm adına yerel halk, bir başka deyimle ev sahibi kültürle, turistin, bir başka deyimle konuk kültürlerin tel örgülerle fiziksel, ücretlerle finansal olarak izole edildiği ülkemizde, Side-Sorgun kum ormanının bu işlevi, tüm diğer işlevlerinden çok daha önemli ve anlamlıdır. Kültürler arası etkileşimi geliştirerek dünya barışına katkı sağlama savındaki turizm ve bunun ülkemiz uygulayıcıları, bölgede bu ilkeyi yaşama geçirebilen neredeyse tek örnek olarak kalan Side-Sorgun kum ormanının, bu izolasyon halkasını daha da genişletecek bir proje konu edilebilmesini tanımlayabilecek bir kavram bulabilmek gerçekten çok güç. Eğer bu proje başarılı olursa Türk turizmcileri fiziksel olarak ülkesine getirdiği turistleri, ülkesini ve insanlarını göstermeden, ülkelerine geri göndermeyi başarabilmiş sektör temsilcileri olarak tarihe geçeceklerdir.

Sonuç:

Bu değerlendirmede Side-Sorgun kum ormanının golf alanı olarak kullanımına ilişkin karara yönelik olarak ilgili tarafların kamuoyu önünde sergiledikleri demokratik tartışmaların biçimi, içeriği ve amaçları üzerinde durulmamış, bu tartışmaların daha gerçekçi ve daha nesnel bir zeminde yapılmasına yardımcı olabilecek bir çok yönlü bakış açısı geliştirilmeye çalışılmıştır.

Ancak, böylesine çok yönlü özgün niteliklere sahip bir doğal değerin, genel olarak bozuk, tahrip edilmiş alanlarının peyzaj değerlerini yükselterek kullanıma sunmak işlevi olan “golf “ kavramı adı altında tartışmaya açılması üzerinde çok yönlü ve ciddi olarak düşünülmesi gereken bir konu olmalıdır. Manavgat Çayının hemen doğu kıyısında “golf” kavramına daha uygun ve yeteri genişlikte bir alanın varlığı bu çok yönlü düşünme konusunu bir zorunluluğa dönüştürmektedir.

Açıklanan görüşler yeterli görülmediğinde ve gerekli görüldüğünde “golf”un Side-Sorgun kum ormanları, bölge ve ülke turizmi, bölge ekonomisi ve bölge halkına ne tür olumlu ya da olumsuz etkilerinin olabileceği konusundaki görüşlerimizi de açıklamaya istekli ve hazır olduğumuzu beyan ederiz.

 

FORUMDA SİDE - SORGUN KUMULLARI, ORKİDELERİ, BİTKİLERİ, KUŞ HALKALAMA İLE İLGİLİ BÖLÜMLER BULUNMAKTADIR. AYRICA BİLGİ, BELGE, BASIN HABERLERİ GİBİ KONULAR FORUMDA YER ALMAKTADIR.


Valid HTML 4.01 Transitional

E-Post: mail@sorgun.org